23 Nisan 2010 Cuma

Otizm

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak ve Nisan ayı da Dünya Otizm Farkındalık ayı olarak çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Otizm Platformunun öncülüğünde yürütülen proje kapsamında "otizmliyim ben de varım, otizmliyim ben de vatandaşım" isimli bir çalışma gerçekleştirildi. Otizmin ülke genelinde bilinirlik düzeyinin artırılması bağlamında yürütülen çalışmayla ilgili olarak hazırlanan sayfada otizm hakkında genel bilgilere ulaşmak mümkün. http://www.bendevatandasim.com/

Kısa bilgiler...

OTİZM NEDİR?

Otizm, doğuştan gelen, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkarak, bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir.
Tüm dünyada tanılama bilimselliği kabul edilen DSM- IV/Völçütlerine göre 2009 itibari ile ABD başta olmak üzere bir çok ülkede otizm teşhisi 100 çocukta bire, kızlara nazaran hastalığın ¾ oranında daha yoğun görüldüğü erkek çocuklarda ise 94 çocukta bire kadar çıkmaktadır. Dünyada son yıllarda şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınmaktadır.
Ülkemizde istatistiki yetersizlik nedeniyle, 1/150 oranı temel alınarak tüm ülke nüfusu içinde yaklaşık 500.000 otizmli birey olduğu varsayılırken, 0-14 yaş grubunda 125.000 civarında otizmli çocuk olduğu öne sürülebilir.
OTİZMin nedenleri nelerdir?

Otizmin genetik tabanlı olduğu görüşü ile yapılan çalışmalarda bazı ipuçlarına rağmen, otizme neden olan genler henüz belirlenememiştir. Genetik faktörlerin çevresel koşullarla (yanlış beslenme, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, yanlış ilaç kullanımı)tetiklenebileceği düşünülmektedir. Otizmin biyolojik nedenlerini anlayarak tedavisini geliştirmek üzere yürütülen yoğun bilimsel araştırmalardan henüz genellenmiş kesin sonuçlar alınmamıştır.
Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle veya ailenin sosyo-ekonomik koşullarıyla ilişkisi yoktur, otizme her çeşit toplumda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır. Otizm günümüzde en sık rastlanan gelişimsel bozukluklar arasında yer almaktadır.
Dünyada otizmi görülme sıklığı 150′de birdir, erkek çocuklarda görülme sıklığı kızlara nazaran 3-4 kat daha fazladır. Ülkemizde sağlıklı istatistikler olmamasına rağmen, 1/150 oranı ile yaklaşık 450.000 otizmli birey ile 0-14 yaş grubunda 125.000 civarında otizmli çocuk bulunmaktadır.
Otizm, sosyal ve iletişim alanlarında yaşam boyu süren güçlükleri tanımlaması nedeniyle, yaygın gelişimsel bozukluklar ana başlığı altında bulunur. Bu ana başlık altındaki diğer bozukluklar; Asperger Sendromu, çocukluk dezentegratif bozukluğu, Rett Sendromu ve Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk’tur.

Ne zaman otizmden şüphelenmelisiniz?

Dış görünümleri ile diğer çocuklardan farkı olmayan otizmli çocuklar; sosyal ilişkilerde güçlük, iletişim zorlukları ve ilgi-davranış takıntıları olarak gelişimdeki 3 temel alandaki davranış sorunları ile diğer çocuklardan ayrılırlar.
• Eğer çocuğunuzda aşağıdaki özellikler varsa;
• Sizinle ve başkalarıyla göz kontağı kurmuyorsa,
• İsmi söylendiğinde veya çağrıldığında dönüp bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, • Konuşmada yaşıtlarının gerisinde kalmışsa, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğu varsa, basmakalıp, yineleyici (ekolali) ya da özel bir dil kullanarak garip konuşuyorsa veya konuşması hiç gelişmemişse,
• Gözleri sık sık bir şeye takılıp kalıyorsa,
• Anlamsız gülme veya ağlama krizleri varsa,
• Parmağıyla istediği şeyi işaret ederek göstermiyorsa,
• Oyuncaklara amacına uygun oynamayı beceremiyorsa, yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa,
• Ellerini kanat gibi çırpma, parmak uçlarında yürüme, kendi çevresinde veya eşyalar etrafında dönme, sallanma, çırpınma şeklinde garip ve yineleyici hareketleri (stereotipi) varsa,
• Bir şarkının bir bölümünü tekrar tekrar söylemek, dolapların kapaklarını sürekli olarak açıp kapatmak, ayak parmaklarının ucunda odanın bir ucundan öbür ucuna koşturmak, bazı eşyaları döndürmek veya sürekli sıraya dizmek gibi çeşitli ilgi ve davranış takıntıları varsa,
• Günlük yaşamındaki düzen değişimlere aşırı tepkiler veriyor ve uyum sağlayamıyorsa,
• Kendilerine ve çevrelerine yönelik zarar verici davranışlara sahipse,
vakit kaybetmeden doğru teşhis ve tanılama için Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı bulunan üniversite hastanelerine veya çocuk ruh hastalıkları uzmanı veya çocuk nöroloğu bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerine başvurmanızı öneririz.

OTİZMin tedavisi var mıdır?

Otizmin bugün için kabul edilen en önemli tedavi aracı, erken yaşta verilmeye başlanan yoğunlaştırılmış ve bireyselleştirilmiş özel eğitimdir. Erken yaşta tanı alarak,doğru yöntemlerle ve yoğun şekilde özel eğitim alan otizmli çocukların yarısına yakını, otizme özgü sorunların çoğundan uzaklaşabilmekte, genel eğitim düzeni içinde okula gidebilmekte ve yaşıtlarının sahip oldukları becerileri edinerek bağımsız bir birey olarak toplumda yerlerini alabilmektedirler.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder